banner3

TAKEDA TÜRKİYE’NİN BAŞARILI KADIN YÖNETİCİLERİ

Bugün 80’den fazla ülkede 50 bini aşan çalışanı ile dünyanın en büyük 10 ilaç şirketinden biri olan Takeda, 11 yıldır Türkiye’de faaliyet gösteriyor. 2019 yılında global olarak Shire firmasını satın aldıktan sonra diğer ülkelerde olduğu gibi ülkemizde de ekibi genişleyen Takeda Türkiye’de yaklaşık 200 kişi çalışıyor.

KADIN GİRİŞİMCİLER 09.03.2021, 12:49
TAKEDA TÜRKİYE’NİN BAŞARILI KADIN YÖNETİCİLERİ

Takeda Türkiye başarılı kadın yöneticileri ile dikkat çekiyor. 16 kişilik Türkiye Liderlik Ekibinin yarısı­nı kadınların oluşturduğu Takeda’da müdür ve üstü pozisyonda görev yapan çalışanların da %55’i kadın. Takeda Türkiye; ilaç sektöründe yaklaşık 20 yıllık deneyime sahip başarılı bir kadın tarafından yönetiliyor: Şeyda Atadan Memiş.

Takeda - Shire birleşmesinin ardından 1 Mart 2019’da Takeda Türkiye Genel Müdürü görevine getirilen Şeyda Atadan Memiş, Takeda’nın çalışanına değer veren, başarı­lı çalışanları ödüllendiren bir insan kaynakları politikasına sahip olduğunu söylüyor. “239 yılı aşkın süredir köklü ve güçlü geçmişin sağladığı deneyimi inovasyon odağı ile bir­leştirerek kendisini hastalara “Daha Sağlıklı, Daha Parlak Bir Gelecek” sunmaya adayan Takeda, çalışanlarını başarısının temel taşları olarak gören, işinin odağına insanı koyan bir İK anlayışına sahip. Dünyada 4 kez, Türkiye’de 5 kez üst üste Top Employers Institute tarafından “En İyi İşveren” ödülü­ne lâyık görülmemiz bunun en güzel kanıtı. Çalışanına böyle önem veren güçlü bir kurumda olmaktan dolayı büyük bir mutluluk duyuyorum” diyen Şeyda Atadan Memiş, Takeda Türkiye’de, kadın istihdamına büyük önem verdiklerinin altı­nı çiziyor. Şeyda Atadan Memiş, liderlik ekibindeki kadın sayısının bunun en güzel örneği olduğunu belirtirken, sözle­rini, “Türkiye’den yurt dışında çok önemli pozisyonlara terfi eden kadın yöneticiler şirketimizin kadın istihdamına verdiği önemi kanıtlıyor. Son yıllarda başarılı on kadın yöneticimizin yurtdışı atamaları gerçekleşti. Amerika, İsviçre, Birleşik Arap Emirlikleri, Kanada gibi ülkelerde üst düzey pozisyonlarda görev yapan Türk kadın yöneticilerimiz ile gurur duyuyoruz. Onlar Türk kadınının başarısını dünyaya gösteren çok değerli örnekler. Bu örnekler; Takeda’nın hem lokal hem de globalde çalışanlarına kariyer gelişimi fırsatları sunmak için gösterdiği kararlılığı çok güzel yansıtıyor,” şeklinde sürdürüyor.

Şeyda Atadan Memiş, çok uluslu şirketlerin çalışanlarına kariyer gelişim fırsatları sunduklarını ve Takeda’nın bu konu­daki en destekleyici şirketlerden biri olduğunu belirtiyor ve sözlerine şöyle devam ediyor:

“Takeda’da kariyerlerinin başında yüksek performans gösteren çalışanların terfisine yönelik hızlı bir kariyer süre­ci planlanması ve çalışanların nerede, ne zaman en iyi per­formans göstereceklerse o yerlerde ve zamanlarda çalışabil­meleri için geliştirdiğimiz “çeşitlilik” yaklaşımımız mevcut. Bu yaklaşım ile çalışanlarımıza, potansiyelleri ve isteklerine dayanarak başarı elde etme, gelişme ve büyüme fırsatı sunu­yoruz.”

Türkiye’nin de içinde bulunduğu ICMEA bölgesinde­ki 34 ülkede 65 farklı milletten çalışan olduğunu ve çeşit­liliğin Takeda’nın en güçlü insan kaynakları değerlerinden biri olduğunu vurgulayan Şeyda Atadan Memiş; kadın çalı­şan sayısının Takeda’nın global yapısı içinde de yükseldiği­ni söylüyor ve “Takeda’nın dünya operasyonunu yöneten 18 kişilik Üst YönetimTakımının üçte biri kadınlardan oluşu­yor.” diye ekliyor.

TAKEDA TÜRKİYE LİDERLİK EKİBİNİN %50’SİNİ KADIN YÖNETİCİLER OLUŞTURUYOR

Takeda Türkiye Liderlik Ekibinde, Şeyda Atadan Memiş ile birlikte 7 kadın lider çalışıyor. Bu yöneticiler, Takeda’lı olmanın onlar için ne ifade ettiğini ve Türkiye’de başarılı kadın yönetici olmayı şöyle anlatıyorlar:

DENİZ ACAR
RUHSATLANDIRMA DİREKTÖRÜ

Takeda, geliştir­diği ve sahip olduğu yenilikçi ürün portfö­yü ile nadir hastalık­lar alanında her açı­dan zor hastalıklarla mücadele eden ve bu yükü hem hasta hem de hasta yakını ola­rak taşıyan kişilere umut olan bir firma. Dolayısıyla bir eczacı olarak Takeda’lı olmak demek benim için hastaların hayatlarında fark yaratan, onlara ışık olan bir firmanın çalışanı olarak değer yarattığımı ve iyi bir amaca hizmet ettiğimi bilmek demek.

Biz ilaç sektöründe çalışan kadın­lar olarak nispeten şanslıyız. İlaç sektö­rü kadın çalışan sayısının fazla olduğu ve kadınları kariyer yolunda destekleyen bir sektör. Bu açıdan baktığımızda Takeda’da çalışıyor olmak hem kadın istihdamı des­teklendiğinden hem de cinsiyetten bağım­sız bir şekilde fikirlerimizi de özgürce pay­laşabileceğimiz bir ortam yaratıldığından bizler için büyük bir avantaj. Bunun yanın­da Türkiye’de kadın olmak başlı başına bir­çok alanda güçlüklerle karşılaşmak ile eşde­ğer. Ancak bizler bu güçlüklerle mücadele etmiş kadın yöneticiler olarak gelecekte bu şansa sahip olan kadın sayısının artması ve ülkemizde bu kültürün gelişmesi için gerek sosyal sorumluluk projeleri gerekse kendi potansiyelinin farkında bir nesil yetiştirerek elimizden gelenin en iyisini yapmaya çalışı­yoruz.

ELİF BURCU DOKUR
KALİTE DİREKTÖRÜ

Takeda’lı olmak demek, her gün yaptığı­mız işin merkezine has­talarımızın tedavi stan­dartlarını artırma amacı koymak demek. Ayrıca Takeda’lı olmak, 239 yılı aşan köklü geçmişiy­le ve değerleriyle aynı amaç için bir arada ve el ele yürüyen çalışan­lar demek. Bizler, birin­cil önceliğimiz olan hastalara hizmet ile işimi­ze mana katarak ve bunun bir çıktısı olarak, bağlı olduğumuz bölge içerisinde proje ve per­formans ödülleri almanın haklı gururunu yaşı­yoruz.

Artık dünyada ve Türkiye’de kadınların iş hayatında daha fazla yönetici rolü üstlendik­lerini görüyoruz. Fakat halen olması gere­ken düzeyde değil. İstihdam yıllar içinde artar­ken kadının hem iş hem de ev sorumluluğunu üstlendiği ve burada cinsiyet ayrımının devam ettiği açıktır. Çalışma arkadaşları ile olan ile­tişimde ise pek çok toplumsal önyargıyla başa çıkmak zorunda kalınıyor ve maalesef bu önyargı hem hemcinsleri hem de erkek çalı­şanlar tarafından olabiliyor. Kadın yöneticiler, ayrımcılık ve kültür sebebiyle yükselme ola­naklarından ve şirketlerin yönetim ekibinde yer almaktan erkeklerle aynı biçimde değer­lendirilemiyor.

GÜLHAN ÖZGEN
EDİKAL DİREKTÖR

Benim için Takeda’lı olmak demek; her iş gününe, yaptığım her şeyin bir hastaya fayda sağladığını bile­rek başlamak demek… Hasta yararına çalışı­yor olmanın, nadir ola­nın sesi olmanın gururu demek… İnsanı önce­liklendiren bir firmada çalışmanın ne büyük bir şans olduğunu her gün başka bir örnekle his­setmek demek…

Türkiye’de çalışan kadınların omuzların­daki yükün erkeklere göre daha fazla olduğu­nu söyleyebilirim. Çünkü, evde adil bir iş pay­laşımı olmadığını, erkeğin ev işleri yapmasının henüz sorumluluk değil ‘yardım’ kategorisinde değerlendirildiğini söyleyebiliriz. Doğum son­rası anneye verilen izinin süresi, babaya bir­kaç günlük izin verilmesi de bence kadınla­rın omuzlarında yükü artıran bir diğer sebep. Kişisel olarak bu zorlukları minimum yaşa­dığım ve seçme şansım olduğu için kendi­mi şanslı hissediyorum, öte yandan bu şansı olmayan kız kardeşlerim için hala iyileştirecek çok şey olduğunu düşünüyorum.

İNAN ÖZCAN DANYAL
UKUK DİREKTÖRÜ

Takeda’nın değer­lerini, prensipleri­ni ve dünya felsefe­sini benimsemiş ve her alanda uyguluyor olmak anlamına gelir. Şöyle ki; Takeda’nın değerleri arasın­da adalet, dürüstlük, bütünlük ve azim başta gelir. Hastalar ve hasta yararına düşünmek, Takeda’nın saydığım bu değerleri ışığında, bizim günlük hayatımızın bir parçası olup, karar alma mekanizmaları­mızın her aşamasında önemli bir rol oynar. Bizler, tüm insanlığa daha parlak bir gelecek yaratmak için çabalarken yaşadığımız dün­yayı ve çevreyi korumayı misyon edinen bir kuruluşta çalışmanın haklı gururunu ve onu­runu yaşarız.

Öncelikle, Türkiye’de kadın yönetici olmak başlı başına, bir koltukta çok karpuz taşımak demek. Güncel deyimiyle ‘multi-tasking’… ‘Başarılı’ bir kadın yönetici olmak ise, bir­çok misyonu, anne ve eş olmak gibi, dengeli bir şekilde taşımayı ve özverili olmayı baştan taahhüt ederek ancak mümkün olabilmek­te. Herhangi bir erkek yöneticinin düşünmek zorunda olmadığı birçok detayı, bir kadın yönetici düşünmek ve düşünmekle yetinme­yip çözmek durumunda. Bunun karşılığın­da, ne olursa olsun, ekonomik anlamda aynı alanda aynı işi yapan erkek yöneticiler ile eşit gelir seviyesine sahip olamamak da söz konusu. Buna karşın, adeta bu ve buna ben­zer görünmez, cam bir duvar niteliğindeki engelleri görüp, farkında olup, bunlarla başa çıkmak için her daim çaba sarf etmek, güçlü bir motivasyona sahip olup, enerjiyi yitirme­mek için türlü yollar bulmak, öz disiplini­ni muhafaza etmek üzere sürekli çaba sarf etmek gerekmekte.

NURA AYKANAT
NADİR GENETİK HASTALIKLAR İŞ BİRİMİDİREKTÖRÜ

Takeda hiyerarşi­nin minimum olduğu, her çalışanın düşünce­lerini açıkça dile getir­diği ve en doğruyu hep birlikte sağlıklı tar­tışmalar ile bulabi­leceğimize inandığı­mız bir kurum. Böyle bir kurumda gerçek anlamda ‘biz’ olmayı ve ekip arkadaşlarım­la ulaşmak istediğimiz amaçlarımız doğrultu­sunda birlikte düşünmeyi çok sevdiğimi söy­lemeliyim.

Geçmişte sıklıkla toplumsal ön yargılara maruz kalınabiliyordu. Ayrıca kadınların hem iş hem de ev sorumluluklarını üstlenmeleri, kariyer yolculuklarında yeterli desteği ala­mamaları söz konusuydu. Değişen koşullar ile kadın yöneticilerin sayısı artıyor ve bunu görmek sevindirici. Tüm dünyada, cinsiyet­ten, din, dil, ırk gibi ötekileştirici faktörler­den uzaklaşarak sadece “insana” odaklan­manın en doğrusu olacağını düşünüyorum.

PELİN KIRICI
ONKOLOJIİŞ BİRİMİDİREKTÖRÜ

Takeda’lı olmak, hedefe giden yolda insan odağı, mutluluk ve hırs­la çalışmak, ekip ola­rak başarmak, başarıla­rımızı gururla kutlamak, yenilikçi tedavilerimizle değer kattığımız hayatla­rın sorumluluğunu taşıya­rak çalışmak demek.

Cinsiyet ayırımcılığı­nı çokça yaşadığım bir eği­tim geçmişim var. ‘Bu iş erkek işi, kadınlar bunu beceremez’ cümleleri­ni çokça duydum. Yetkinliklerinizi uygulamak yeri­ne kadın olarak yapabileceğinizi göstermeye çalış­mak oldukça yıpratıcı. Çalıştığımız ilaç sektöründe ise görece diğer sektörlere göre kadın yönetici­ler olarak daha şanslıyız. Cinsiyetten bağımsız, bir yönetici için çalıştığı kurumda ekibini ve kendini geliştirecek platformların yaratılması, liderlik viz­yonunun desteklenmesi, başarılarının takdir edilip örnek gösterilmesinin önemli olduğunu düşünüyo­rum. Takeda gibi yönetici olarak değerlerimin des­teklendiği, kendimi ve ekibimi ileriye taşımak için fırsatların tanındığı, eşitliğin ve adaletin ön plan­da olduğu bir ortamda çalıştığım için çok şanslıyım. Böylece zorlukların üstesinden gelmekle değil, fır­satların değerlendirilmesi ile başarılara ulaştığımı­zı görüyorum.

SENEM TERZİOĞLU
ASTA HİZMETLERİ VE KURUMSAL İLETİŞIM DİREKTÖRÜ

Benim için Takeda’lı olmak, yaptığım işin ne kadar büyük bir anla­mı olduğunu hissetmek demek. Kendini dünya çapındaki insanlara “Daha Sağlıklı, Daha Parlak bir Gelecek” sunmaya ada­mış, hasta merkezli, değer tabanlı bir şirke­tin çalışanı olmanın bir ayrıcalık olduğunu düşünü­yorum. Hayatlarını iyileştirmeye çalıştığımız has­taların ihtiyaçlarına her gün, tüm kalbiyle cevap vermeye çalışan bir çatının altında olmaktan çok mutlu ve gururluyum.

Kadın yöneticiler, gerek özel hayatlarında üstlendikleri farklı roller, gerekse iş yaşamın­da kadının yerine yönelik algılardan ve tutumlar­dan kaynaklanan sıkıntılarla karşılaşabiliyor. Oysa kadınların son derece çalışkan, azimli, sabır­lı ve mücadeleci liderler olduğunu düşünüyorum. Bunun artık daha fazla fark edildiğini ve bu yüzden kadın yönetici oranlarının her geçen sene daha da arttığını gözlemlemekten dolayı çok mutluyum.

Yorumlar (0)
15
açık